Haftanın videosu: Kükürt soluyan canlılar ve daha neler!

Ağzı ve anüsü olmayan, gün yüzü görmemiş karanlık derinliklerin yüreksiz canlıları…

Belki de ilk canlılar böyle yaratıklar (bakteri) idi. Neden? Çünkü, ilk atmosferimizde oksijen yoktu da onun için…

1980’lerde, bir genç bilim adamı, ağız ve bağırsaklar olmaksızın hayvanların kendilerini besleyebildikleri gizemini çözdü.

Şubat 1977’de, üç kişiyi taşıyabilecek kadar büyüklüğü olan Alvin-a derin denizaltı aracı Galapagos Adalarının hemen kuzeyinde, okyanusun dibine kadar indi.

Bilim adamları, hidrotermal bir menfez bulmayı umuyorlardı. – Hidrotermal menfezler, aşırı ısınmış suyun yeryüzünün içinden çıktığı varsayımsal alanlardır. Ve başardılar da.

Ancak sürpriz! 

Buralarda aşırı ve inanılmaz miktarda canlı da vardı.

Alvin mürettebatı, 2,400 metre derinlikte, güneş enerjisinden kopuk ve üstteki okyanusun basıncıyla sıkışan bölgede yani karanlık sularda, “Yaşam Cenneti” olarak nitelendirdikleri yaşamın dolu olduğu ortamlar keşfettiler.

Yumuşak ve kabuklu deniz hayvanları, tüten kaya bacaları üzerinde sefa sürüyordu.

Yengeçler onların üzerlerine tırmanıyor ve balıklar etraflarında yüzüyordu. Ve en tuhaf olanı ise, dev solucanlar kendi yapımları olan taşlı boruları kaplamışlardı. Kırmızı solungaçları ile, tüplerinden çıkmış dudak rujunu andırıyorlardı. Hem harika görünüşlü hem de esrarengiz organizmalar!

Giant tube worms

Burada yaşamın olması hele hele bu zenginlikte olması olağanüstüydü. Hepsi jeolog olan mürettebat yanlarında hiçbir biyolog getirmediklerine pişman olmuştu. Yüzeye döndüklerinde, toplanan örnekleri korumak için sahip oldukları tek şey “votka” idi!

Bu sıcak havalandırma delikleri  (hidrotermal vent) ve benzeri diğer yerler, hayatın gelişebileceği aşırı koşullara dair anlayışımızı değiştirdi. Bu dev boru solucanları, yeni bir yaşam biçiminin keşfedilmesine yol açtı: tamamen mikroplara dayanan ve yaratıkların ağızsız ve körelmiş olsalar bile yemelerine izin veren hayat. Buna kemosentez deniyor.

Yukarıdaki video da da açıklandığı gibi bunu fotosentezle karıştırmayalım. Kemosentezin fotosentezden çok daha önce ortaya çıktığı aşikar!


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s